enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
15,8890
EURO
16,8575
ALTIN
941,89
BIST
2.393,61

Bülent Arınç: Erdoğan’a rakip olmayacağım

Bülent Arınç: Erdoğan’a rakip olmayacağım
29.11.2021 09:47
0
A+
A-

Son dönemde Cumhurbaşkanı Erdoğan’la fikir ayrılığına düşen ve yaptığı açıklamalarla dikkatleri üzerine çeken Bülent Arınç’tan çarpıcı sözler: Ona karşı hiçbir zaman rakip olmayacağım diye bir içtihatta bulundum. Beni fazla zorlamasınlar. Çünkü içtihatlar zaman zaman değişebilir.

2002-2007 yılları arasında AKP iktidarının ilk TBMM Başkanı olan, 2009-2015 arası da Başbakan Yardımcılığı ve Hükümet Sözcülüğü yapan, ardından aktif siyasetten çekilen Bülent Arınç, BBC Türkçe’den Ece Göksedef’in sorularını yanıtladı.

2000’li yılların başına kadar, yaklaşık 30 yıl Necmettin Erbakan çoğunlukla muhalefetteydi, yasaklar oldu. Buna rağmen bu hareketten, bugün hâlâ etkili olan güçlü bir kadro çıktı. AK Parti 20 yıllık iktidarında böyle bir kadro üretebildi mi?

Bizim siyasete başlamamız, gelişmemiz, güçlenmemiz, belli bir üslup kazanmamız Erbakan Hoca’nın sayesinde olmuştur. Onun için bugün Abdullah Bey’i cumhurbaşkanı yapan, Bülent Bey’i meclis başkanı yapan Sayın Erdoğan’dır derlerse, bunların hepsi bir kenara, bizim hepimizi Erbakan Hoca yetiştirdi. Bizi milletvekili yapan da belediye başkanı yapan da odur.

Bu kadrolaşma bugün sermayeden yiyor. 20 yıldan bu yana kaliteli, güzel insanlar da yetişmiştir ama bugün bunların büyük kısmı yönetimde veya hükümet etmede sorumlu mevkide değildir.

Bugün Sayın Erdoğan’ın eksik kaldığını düşünüyor musunuz?

O kendi tercihidir. Çevresini o tercih ediyor, birlikte çalıştığı insanlara o karar veriyor. O insanların iyi, başarılı veya kalitesiz olup olmadıklarını ona sormak lazım. Ben onlar hakkında herhangi bir menfî, olumsuz beyanda bulunamam, saygısızlık olur. Ama bunu dert edinen insanlar için söylüyorum, kimse zorla birilerini Sayın Cumhurbaşkanımızın yanına getirmedi. Ailesinden başlayarak suya atılan taşın dalga dalga yayılması gibi, bu çevrenin tamamı Sayın Cumhurbaşkanımızın bizzat kendi arzusuyla olmuştur.

2002’de Sayın Erdoğan siyasi yasaklıydı. Bize “Siz iktidara gelseniz başbakanınız kim olacak?” diye soruyorlardı. O zaman dedim ki “Bizim gücümüz buradan geliyor, ben size 10 tane başbakan adayı ismi sayacağım. Abdullah Gül, Bülent Arınç, Cemil Çiçek, Abdüllatif Şener…” 10 isim saydım.

Eşitler arasında birinci Tayyip Bey olmalıydı çünkü çok muhteşem bir belediye başkanlığı yaptı. Cezaevinden çıkınca halk kahramanı haline geldi. Ama o olmadan biz seçime girdik. Demek ki o olmasa bile AK Parti muhteşem bir parti olarak geliyordu.

Sizin birçok sözünüz siyasi literatüre girdi. ‘Özgül ağırlık’ da bunlardan biri. Erbakan’ın, Demirel’in, Ecevit’in zamanında partilerinde özgül ağırlığı olan çok sayıda isim vardı. Ama son dönemde AK Parti’de bu sayı bir hayli azaldı. Bunun sebebi nedir?

Bunun sebebi de kendi tercihleridir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, bu sistemi savunanlardan birinin ifadesiyle -ki bunun Mehmet Uçum’a ait olduğunu söylüyorlar- bugünkü sistem tek kişilik bir hükümet sistemidir. Onun ifadesi olarak söylüyorum, gerçek de budur.

Bu sistem şu anda tıkır tıkır işlemiyor. Sistemin tümü için demiyorum ama uygulamada bir takım sıkıntılar ortaya çıktı. Sanıyorum Sayın Cumhurbaşkanı da bunun farkında.

İkincisi Ahmet Davutoğlu’ndan sonra çok konuşulan bir mesele, düşük profilli başbakan… Bu bizim yapımıza uygun değil. Düşük profil deyince, her şey iyisiyle doğrusuyla bir numaraya yönelince, özgül ağırlığı olan kişi kalmadı. Kala kala bir ben kaldım, onun da ne kadar azaltıldığını görüyoruz.

Sizin danışmanlarınızın Gülen yapılanmasıyla bağlantılı olduklarına dair haberler çıktı. Bu özel bir tercih miydi?

Türkiye’de bu olayı şöyle yorumlamak lazım. Gülen’in çok tasvip edenleri, çok hayranları olmuştur. Ama hiçbirimiz onların bir gün bir darbe girişimine katılabileceğini bilmiyorduk.

Belki ilk kez sizde söylemiş olacağım. Ben son dönemde Terörle Mücadele Yüksek Kurulu Başkanı’ydım, Milli Güvenlik Kurulu’yla (MGK) hükümet arasındaki ilişkilerden sorumluydum. 2016’nın başına kadar defalarca MGK toplantılarına girdim. Hiçbirisinde ‘FETÖ terör örgütü’ ismiyle bir tehlikeden bahsedilmedi. MGK’nın gündemine girmeyen bir konuyu sokaktaki vatandaşın bilmesi nasıl mümkün olacak?

Benim danışmanlarımın da birkaç tanesi yargılandı, bir tanesi mahkumiyet yedi.

Örgütün ne boyutta olduğunu bilmiyordunuz ama bu danışmanınızın örgütle iltisaklı olduğunu biliyor muydunuz?

Hiçbir şekilde bilmiyordum. Eğer birileri memnun olacaksa yemin edeyim, vallahi de billahi de tallahi de böyle bir örgütle ilişki içinde olduklarına dair bir emare görmedim.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.